English Bulgarian French German Greek Romanian Russian Swedish Turkish
Slideshow Image 1
Slideshow Image 2
Slideshow Image 3
Slideshow Image 4
Slideshow Image 5
Slideshow Image 6
Slideshow Image 7
Slideshow Image 8
Slideshow Image 9
Slideshow Image 10
On dokuzuncu yüzyıla
kadar, hiç sona
ermeyen
zorlu görev, insan
soyunun ve
çevresinin
doğal etkenlere
karşı korumasıydı.
 Ama bu yüzyılda
yeni bir ihtiyaç
doğmuştur:
Doğayı insana
karşı korumak.
(Peter F. Drucker)
*************************
"Kıyamet kopmak
üzere bile olsa,
elinde bir fidan
varsa, bu fidanı
dikmemezlik etme."
*************************
Seksenlik bir dede,
ağaç dikiyormuş.
Yolda geçen biri
bunu görmüş,
şaşmış. "Behey
dede," demiş.
"Sen zaten bir
ayağın çukurda
bir yaşlı adamsın.
Ağaç dikip de
ne yapacaksın?"
Dede durmus,
bükülmüş belini
az doğrultmuş:
"Behey adam,"
demiş.
"Babalarımız
dikti, biz yedik;
biz dikeceğiz,
çocuklarımız yiyecek."
*************************
"İnsanlar doğaya
karşı sorumluluk
duymuyorlar.
Doğayı korurlarsa,
cezadan korktukları
ya da menfatleri

Ana Sayfa Canlı Destek Videolar Fotoğraflar

Kimler Sitede

Şu anda 1 konuk çevrimiçi

Yönetimdekiler

Giriş Formu



Sayaç

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1
mod_vvisit_counterDün45
mod_vvisit_counterBu hafta350
mod_vvisit_counterBu ay1
mod_vvisit_counterBütünüyle30824
Anılar PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 
Anılar

ŞÜKRÜPAŞA - DEREKÖY DOĞAYÜRÜYÜŞÜ (29 - 30 MART 2008)

   Kırklareli’den minibüsle yola çıkan bizler Şükrüpaşa köyü yakınlarında kampımızı kurduktan sonra gece ateşi için odun topladık. Yakılan ateşte pişirdiğimiz yiyeceklerin güzel ve neşeli sohbetler yapılarak yenmesinin ardından ilerleyen saatlerde güvercin takla ve uzun eşek oyunlarının bitiminde köy halkı ile köy kahvesinde ki kocaman sobanın etrafında oturup çeşitli sohbetler yapma fırsatı da bulduk.
   Uyku sonrası temiz bir havada yapılan sabah kahvaltısının ardından kamp eşyalarını toplayıp ve köyde tanıma fırsatı bulduğumuz kişilerle vedalaşıp saat 09.30 da yürüyüşe başladık. Orman içlerinden, dereler , tepeler geçerek Karadere Köyüne ulaştık.Kısa bir çay molası sonrası tekrar başlayan yürüyüşümüz; Armağan barajını besleyen derelerin yanından ve vadilerin güzelliği eşliğinde sürdükten sonra Dereköy’e ulaşmamızla sona erdi. Dereköy’de hazırlanmış olan çömlekte kuru fasulye ve pilavı afiyetle yedikten ve çaylarımızı bitirdikten sonra bizi bekleyen minibüsle Kırklareli’ne hareket ettik. Başka bir faaliyette buluşmak dileğiyle mutlu ve tatlı bir yorgunlukla evlerimize gittik.

HARİKA BİR HAFTA SONU KAMPI VE MUHTEŞEM MANZARALAR (3 - 4 OCAK 2009)
  
    15 kişiydik… 3 ocak cumartesi günü saat 10.00 da hareket ettik minibüsle,Dingiloğlu Parkının önünden. Hasan kaptanın usta şoförlüğü sayesinde Dereköy’den itibaren yoğun karla kaplı yolu aşarak ulaştık Kula Köyüne. Köy kahvesinde kısa bir çay molası sonrası kamp malzemelerimizin ve 2 günlük yiyecek ve içeceklerimizin olduğu sırt çantalarımızla yaklaşık 6 km olacak yürüyüşe başladık. Muhteşem manzaralar yaratan ve 20 cm yi bulan kalınlığı ile kar yağışı altında orman yollarında , kısmen buz tutmuş dere kenarlarında yaban domuzu sürülerinin bıraktığı ayak izleri eşliğinde Sarıdere’ ye ulaştık. Hayli hızlı akışı olan bu dereyi iri taşların üzerine basarak aştıktan 500 mt sonra arazi yapısından dolayı biraz daha zorlu ama büyük bir keyifle 2. kez geçtik. Yaklaşık 1 km sonra ise Sarıdere ile Dolapdere’nin birleşerek Bulgaristan yönüne akan Kocadere’nin oluştuğu yere geldik. Gittikçe zorlaşan doğa koşulları altında bir süre daha yürüdükten sonra Kocadere’nin kenarında uygun bir yerde çadırlarımızı kurduk. Karla kaplı arazide bol miktarda odun toplayıp , kamp ateşimizi hazırlarken büyük bir Balıkçıl kuşunun avlanmakta olduğunu ama varlığımızdan dolayı bölgeden uzaklaştığını gördük. yoğun kar yağışına rağmen saat 15.00 de yaktığımız ateşin etrafında toplanıp sohbet ederek ve yiyeceklerimizi tüketerek gece 23.30 da herkes çadırlarında uyku seansına başladı.Birkaç arkadaşın horlaması sayesinde yabani hayvanlar kampımıza yaklaşamadı ama uykusuz kalanlarda oldu….Sabah karla kaplanmış olan çadırların görüntüsü ilginçti. Karları temizlemek ve  sonrasında kampımız toplamak biraz zaman aldı. Kahvaltının yapılması ile saat 10.00 da tekrar yürüyüşe başladık, Kocadere’ yi zorlukla geçtikten sonra önce ki gün yapılan keşif ile tespit ettiğimiz ve heyecan verici tırmanışı olan rotayı takip ederek 3 km mesafede ki Çağlayık Köyüne ulaştık. 2008 yılında aynı faaliyeti yaptığımızda kamp kurduğumuz köyde tanıdığımız kişilerle tekrar karşılaşmak hoş oldu bizim için. O faaliyette bize en büyük yardımı yapan Kaygısız Mehmet ile sohbetimiz anıları tazeledi… Minibüsün bizi bekleyeceği ve yaklaşık 8 km olacak mesafe için iki yürüyüş gurubuna ayrıldık. İlk gurup yürüyüşe başladıktan 20 dk sonra daha yavaş tempoda yürüyen ikinci gurupta yoğun kar yağışı altında yola çıktı. Minibüse ulaşan ilk gurup çantalarını bırakıp yola devam etti. İkinci gurubunda minibüse ulaşması ile yine Hasan kaptanın usta şoförlüğü sayesinde tehlike yaşamadan ve yürüyüşe devam eden arkadaşları da alarak Dereköy’e ulaştık. İşleri nedeniyle faaliyete katılamayıp bizi karşılayan arkadaşlarla buluşarak,Her zaman olduğu gibi önceden hazırlanan başka hiçbir yerde o tadını bulamadığımız çömlekte kuru fasulye, pilav, turşu, börek ve helvadan oluşan yemeğimizi bitirip odun ateşinde pişirilen çayımızı da içtikten sonra Kırklareli’ne hareket ettik.

 

Yorumlar  

 
+4 # ali 2009-01-27 04:25 HARİKA BİR HAFTA SONU KAMPI VE MUHTEŞEM MANZARALAR (3 - 4 OCAK 2009)
Söylenecek Tek Şey Harika Beyazla birlikte olduk
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
+2 # erecp 2009-03-20 07:22 harika başlayan harika devam eden ve harikalar tatdı olan çömlekte kuru ve börek,turşu derken kilo aldık atmak için 35 km lik bir etap yeter bize hadi kampa Cevap | Alıntı | Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile